"Bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak için bundan sonraki süreçte ne yapmak gerekir" diye sorduğum bir Tekel işçisi şöyle yanıtladı beni: “Bir çadır da sen kur! Bu sokaklar naylon çadırlarla dolduğunda devlet buraya saldırmaya cesaret edemez ve bütün Türkiye’nin naylon çadırlarla dolmasını engellemek için anlaşmak zorunda olduğunu görür. Göremezse de naylon çadırların arasında kaybolur gider, böylece biz yine kazanmış oluruz.”
Yetim hakkının siyasi yandaşlara TEKEL fabrikaları özelleştirilirken yapılan ucuz satış sırasında yendiğini cümle alem biliyor. Şimdi bir büyük ve zorlu yürüyüş kolunu toparlama zamanıdır. Direnenlerin kubbede yankılanan sedalarından böyle bir görev çıkarıyorum.
Tekel işçileri, hepimize, herkese; sınıflı toplumda her şeyin ideolojik olduğunu ve bu bağlamda da “Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız, önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?” “Gerçek seçim, yalnızca gerçeğin ışığı altında filizlenebilir,” diyen F. Nietzsche’nin sözlerini anımsattılar…
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu işçi konfedarasyonları toplantısının ardından yapılan açıklamada 4 Şubat'ta üretimden gelen güçlerini kullanacaklarını söyledi. Açıklamada 4 Şubat'ta 08.00-17.00 saatleri arasında eylemin gerçekleşeceği duyuruldu.
Eylemleri bugün 50. gününe giren TEKEL işçileri, 4-C uygulamasından geri adım atmayan hükümete sert tepki gösterdi. “AKP’nin adaleti bu mu” diye soran işçiler, “Başbakan, bizi hayal kırıklığına uğrattı”, “Söz bitti, sıra eylemde”, “Sonuna kadar da direneceğiz” diyor.
Tekel işçileri 15 Aralık 2009 günü başlattıkları eylemle, Türkiye işçi sınıfı tarihine önemli bir sayfa yazdılar. Eylemleri ve kararlı tavırlarıyla, birçok sendikanın yüzde 10 barajının altında kalmasını ve işçi simsarlığına ilişkin kanun taslağının Meclis’e verilmesini engellediler; özellikle şeker ve enerji özelleştirmelerini ertelettiler.
TEKEL direnişi ideolojik olmak zorundaydı. Neo-liberal politikalarla hızlanan özelleştirmeler de karşı çıkışta en önemli argüman özelleştirmelerin ideolojik bir saldırı olduğu ve buna karşı ideolojik bir mücadele verilmesiydi. Serbest piyasa mantığıyla kamu hizmetlerinin verilemeyeceği anlatılmalıydı.